TITLE

DESCRIPTION

BÖREK

BÖREK

Biraz önce taptazeydiler.
Aklı karışıp, beyni uyuşup, kalbi sıkışmadan, tam beş dakika önce geçmişti fırının önünden. Çıtır çıtır ve gevrektiler ve iştah açıcı kokuyorlardı.
On beş dakika önce elceğiziyle sardığı börekler, nasıl olduğunu anlayamadan yanıp kavrulmuştu. Kara dumanlara yarenlik eden kötü bir yanık kokusu tüm evi sarmıştı bile.
Malzemeyi ölçüsüyle hazır etmiş, zaman ayırmış, her bir katını sevgiyle açmıştı tek tek. Üstlerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu ekmiş, fırında nar gibi pişsinler diye beklemişti başında uzunca bir süre…
Bir saatte beklentisi umudu arzusu yanıp, kavrulup gitmişti. Halbuki ne hayallerle başlamıştı yine her şey. Yanık kokusu kolay kolay da çıkmaz şimdi, mutfaktan, evden, diye düşündü kadın.
Börek için harcadığı kadar zamanı, emeği şimdi yanık kokusunu gidermeye harcamalıydı. İşin yoksa camları aç, odaları havalandır, vanilyalı mum yak. Saçına başına, kendine güvenine, yürüyüşüne bile sinmişti yanık kokusu.
“Hem ben niye ve kimin için yaptım ki bu böreği şimdi? Tek başımayım yine…”

Kaç kereler geri çevirmişti otuz yıllık arkadaşı adamı. Ne börek yemek, ne de börek yapmaktı derdi.
“Sizin tarafın böreklerinden yapsana bize bir gün,” demişti yine adam. Kolay mı açma börek yapmak, iki dakikalık zevk için. Tarif iyi olmalı, alışverişe çıkılmalı, sonra yufkaları açmaya zaman ayırmalı. Keyfin yerinde olmalı, yapmaya arzun olmalı. Kendi pişirdiklerini yemezken, başkası için pişirmeye gönlün olmalı.
“Uzun sürüyor, ritüeli çok, emeğine değmiyor, sıkılıyor, pişman oluyorum yapmaya başladıktan sonra,” diye geri çevirmişti adamı kaç kere.
“Ben şarabı getiririm, hadi sen de börek malzemesini hazır et, beraber yaparız,” dediği o son gün daha da direnememişti adama.
Uzun zamandır yapmadığı börek ne kadar da lezzetli gelmişti o gece. Keyifle, muhabbetle, o da adam kadar iştahla yemişti.
Ortak tanışları, cümle alem bayılıyordu adama. Yakışıklı, atletik, kültürlü, karizmatik, yetenekli ve seksiydi. Elini neye atsa, kendine has bir büyü katıveriyordu
Hülyalı bakışlar, imalı sözler, gizemli romantik sözcükler. Sonra sözcükler eline, beline, yüzüne dokunmalara dönüşmüştü.
Aşk saklanabilir miydi? Üstünden akan o saf bir gülüş, elin ayağın birbirine dolanması, kekeleme, sarılıp bırakamamak…Beş duyu azdı adamı hissetmeye…Büyülenmişti kadın.
“Bu kadar zaman sonra peşime düştüyse vardır mutlaka bana gönlü. Nasıl da güzel bakıyor…”
Taptaze ve çıtır çıtır, cesaretli, dirayetli, umutluydu kadın…
Bir telefonla yanına uçma. Güzel bir sevişme. Sevişme ortasında hiç yoktan saçma sapan bir kavga.
“Kokularımız üst üste daha be adam, sen neyin kavgasını yapıyorsun ki benle? Ya da kavgan kiminle?” diye dönüp diyememişti. Yanında ağlamamak için fırlayıp gidivermişti. Sonra bir aşk şarkısı söylemişti adam, kadın kendisine yazıldığını ummuştu. Neler olduğunu anlayamıyordu kadın.
“Aslında seviyor beni. Aşık bana, ondan böyle davranıyor,” diyordu kendi kendine kadın.
Olur olmaz bir yerde herkesin içinde yüksek sesle azarlamalar başlamıştı. Hafif alkolün etkisiyle bas bas bağırmalar…
Nefes alamaz, boğulur olmuştu günler boyunca.

Adamın güzel bakışları ve şarkıları güzel sözlere dönemedi. Tatlı dili sadece yazdıklarına mı aitti? O kadar zor mu çıkıyordu ağzından gerçek hayata, kadınla birlikteliğine dair niyeti. Hayallerini paylaşırken çıkan canlı sesi, duygusu, enerjisi kadının yanında ölü, duvarlı ve dışındaydı anın.

Kadın mutfak masasından kalkıp evin tüm pencerelerini açtı.
Nar gibi kızarmıştı ya börek, o sırada kapatmalıydı fırını.
Başında beklemeli, zamanlıca çıkarmalı, terletmeli, ilgilenmeliydi börekle. Yanıp kavrulmasını beklememeliydi.
“İlişki bitmiş, zaten yokmuş, sen hangi böreğin peşindesin be kadın?”
Arzuyla, zorlamadan, zorlanmadan, sevgiyle, muhabbetle, aşk ile doğru kişiye doğru tarifle tam ayarında pişmiş, iştah açan bir börek yapmak. Ve aynı tadı aldığın biriyle yemek…”
Boğulur gibi oldu yine. Belli belirsiz bir “ahh” sesi döküldü dudaklarından.
“Şu kısacık zamanda böreğimin başına gelenler,” diye inledi.
Adamdan sakladığı gözyaşları yanık böreklerin üzerine önce damla damla, sonra hıçkıra hıçkıra döküldüler.

 

İletişim

Adres: Bağdat Cad. Tuğrul Sk. Ümit Apartmanı No: 6 / 2 Selamiçeşme KADIKÖY İSTANBUL

Telefon: +90 541 584 59 29

E-posta: [email protected]

Harita