Stephen King’e Övgü
Stephen King’e Övgü*
Yazmak yaratmak anlatmak paylaşmak istiyorum. Ama sanırım yazarak karşı tarafla bağ kurmayı beceremiyorum. Nasıl diyorsunuz entelektüel kalıyorum. Ukala bir şey gibi düşmeyeyim aklınıza ne olur… Yalnız. Bir köşede. Boks maçı olsa, rakibinin henüz köşeye gelmediği ya hükmen yenik ya da hükmen galip ilan edildiğim an. O kare, üzerimde bir bornoz, rujum kaymış, dudaklarımın dışında her yere bulaşmış.
O resmi 1. Tekil şahıstan konuştursam (Gestalt koçluğu sağolsun):
“Ne işim var benim burda, ne yapacaktım, ben buraya niye geldim?
Sanki iyi bir şey içindi ama neydi yolda unuttum. Bakmayın enerjik göründüğüme aslında hiç boks yapasım yok! Boks için geldim buraya sanki doğru mu? Biraz önce rujum ve yüzüm de yerli yerindeydi. Yüzüm yerli yerinde ve hoş görünüyorsa kime ne içimdeki maçlardan, suçlardan, bloklardan. Kafam Ezhel’in o meşhur şarkısındaki kadar taşak gibi. Ruhum? Ruhumu sanırım menajere teslim ettim. Oturayım madem biraz daha köşemde. Acaba rakibim “Godot mu?” Godot’yu mu bekliyorum? Ne bekliyorum, neyi, kimi? Yoksa bir film karesinin kahramanı mıyım? Ah keşke… Neyse, bırakalım dağınık kalsın taramayayım soldan sağa, sağdan sola, arkadan öne saçlarımı.”
Niye bir boks ringindeyim yahu? Oldum olası anlayamadım boks sporunu. Birinin canını ve kendi canını da spor kılıfı altında ve belli kurallara uymaya çalışarak, bilerek isteyerek, göstererek yakmaya niyet etmek. Gündelik hayatta bedenin parçası olmayan aksesuarları da giyerek. Hoş neden olmasın beden ve onun tepkileri/hormonları söz konusu olduğunda onun hakkında ne kadar az şey biliyor ki? Kendi bedenini bilmeyen bir diğerininkini nasıl çözsün? Beden benim diyoruz, yanımızda taşıyormuşuz gibi geliyor sonra ara ara. Sanki o başka biriymiş gibi. Bir şarkı dinlerken misal bugün birden ağlamaya başladı. Arkadaş hikayesinde babasıyla harika bir fotosunu paylaşmış,Mirkelam’ın “Hatıralar” şarkısı eşliğinde. Çünkü beden kayıt tutarmış. Çünkü hüzün ve yas da bulaşıcı. Ertelenenler daha bir yüzeye yakın bir yerde bedende. Rüzgarın “Amphora marka pipo tütünün kokusunu taşıdığı yan balkonda. Bazen de aynı balkonda iki gündür taranmamış dalgın kafası karışık bir bakışta.
Acaba ben bu maçta yenilmiş miyim? Anımsayamıyorum…
* Stephen King yazmak isteyenlere akıllarına bir şey gelmese de her sabah birkaç sayfa yazmasını tavsiye eder. Bu yazı tavsiyeye övgüdür.