BÖREK

Biraz önce taptazeydiler. Aklı karışıp, beyni uyuşup, kalbi sıkışmadan, tam beş dakika önce geçmişti fırının önünden. Çıtır çıtır ve gevrektiler ve iştah açıcı kokuyorlardı. On beş dakika önce elceğiziyle sardığı börekler, nasıl olduğunu anlayamadan yanıp kavrulmuştu. Kara dumanlara yarenlik eden kötü bir yanık kokusu tüm evi sarmıştı bile. Malzemeyi ölçüsüyle…

Tango

Eve girer girmez, babetlerini çıkarıp attı Beliz. İki firma ziyareti ve üç uzun toplantıya rağmen yorgun hissetmiyordu kendini. Maslak’tan dönerken köprü trafiğinde bigudiye sardığı saçları dalgalanmıştı bile eve varana kadar. Teybe bir Caz cd.si koyduktan sonra, banyo küvetini doldurmaya yöneldi. Çeşit çeşit banyo köpüklerinin arasında defne yağlısını seçip yükselen suya…

Feri

Kadının üzerine uzun ince bir gölge düştü. “Burası boş mu acaba?” diye sordu ne tok ne ince, tam ayarında bir erkek sesi. Arkasından güneş vurduğundan adamın yüzünü seçemedi Nilüfer. Cevap vermeden önce sesin tonunu, hızını, tanıdık olup olmadığını yokladı. Adamı kimseye benzetemedi. Yine de tanıdık bir şeyler vardı bu seste.…

İzler

Rüzgâr martıların izini siler. Yağmur insanın ayak izlerini Güneş zamanın izlerini siler. Öykü anlatıcıları yitik hatıranın, aşkım ve acının görünmeyen ama hiç silinmeyen izini arar. Eduardo Galeano İZLER Eduardo Galeano’ya ithafen Şahsen tanışmıyorlardı. Ama aşıktı Mert kadına, seviyordu onu deliler gibi. Aynı parka ve çirkin gökdelenlere bakıyorlar, aynı martı seslerini…

Sevgi Yan(ıl)sıması

Çünkü her sabah acaba yine neler ters gidecek diye kaygılanmaktan çok yorulmuştum. Yataktan kalktığımda içimi bir umut kaplamasın istiyordum artık. Çünkü annem ilaçları yüzünden o sabah içerideki odada yine ölü gibi yatıyordu. Hastanede on beş gün yattığı psikiyatri bölümünden yeni çıkmıştı. Babamın masanın altından komşu kadının ayağını okşadığını görüp sinir…

Yıl Dönümü

Saatin tiktaklarının büyüdüğü yalnız evin koridorlarında bir anahtar sesi yankılandı. Alarmın cılız sesini, yorgun topuklu adımlarla içeri giren kadın susturdu. Ayakkabılarını çıkarıp koridorun taş zeminine fırlattı. Bir elinde torbalar, diğer elinde Frezya buketiyle mutfağa girdi. Elindekileri temkinli bir şekilde mermer tezgâha bıraktı. Torbalardan çıkardığı; patlıcan salatası, beyaz peynir, humusu, rakı…
Cart (0 items)