ÇANTA
MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ
OYUNCULUK (AKŞAM) OKULU
Yılsonu Oyunu
ALDATMA Aralık 2013
Yazan: Elvan KURŞUN
Oynayanlar
Sarışın Kadın : Elvan Kurşun : Eş
Esmer Kadın : Duygu Sever : Sevgili
Adam : Tunç Toksöz : Erkek / Eş
Yazan: Elvan Kurşun ( Mine Kırıkkanat’ın bir hikayesinden esinlenilmiştir.)
(Sembol: Çanta)
BAŞLANGIÇ
(6 ay önce)
- SAHNE
Sarışın kadın odanın kapısından iki kırmızı şarap dolu kadehle içeri girecekken, durup bir süre adamı seyreder.
( Erkek: İç kafa sesi: Oh, sessizlik, huzur…)
(Kadın iç kafa sesi : Ne kadar keyifsiz görünüyor. Hoş, ben farksız mıyım?)
Yüzüne kendinden emin bir ifade yerleştirir, kırıtarak içeri girer, masaya doğru yürür. Kadehleri doldurur.
(Kadın iç kafa sesi: Konuşacaklarımız bitti mi? Her şey buraya kadar mıydı?)
(Adam İç kafa sesi: Hay Allah, neden geldi ki şimdi?)
Elvan;
- Selam sevgilim, ne yapıyorsun? ( Bu arada kadehi verir , eğilip adamı dudağından öpmeye çalışır. Adam yanağını döner, yanağından öper, bozulur, belli etmemeye çalışır
Tunç;
- Çalışıyorum ( kafasını kaldırmadan yan gözle bakar).
- Bir süre içkilerini çerler. Kadın birkaç kez adama bakar, adam tepki vermez. (Kadın heyecanla);
- Karşıya kim taşınmış biliyor musun?
Tunç:
- Kim?
Elvan:
- “ Gurur” kitabının yazarı… Genç, yakışıklı bir gençmiş, hiç kafamda canladırdığım gibi değil..
Tunç:
- Öyle mi?
- (Adam dinler görünür ancak dinlemez)
Elvan:
- Karşılaştığımızda , bize 1 kadeh bir şey içmeye davet edeyim diyorum… Tanışırız, kaynaşırız.
Cevap yok
Elvan da tepki alamayınca iletişimi keser, adamın elinden içkisi alır sinirli bir şekilde kalkar, içerdeki odaya gider…
(Şimdi)
- SAHNE : SÜRPRİZ
İki kadın biri orta yaşlarında, sarışın, diğeri esmer genç, havalimanında bagajlarını beklemektedir. Farklı zamanlarda birbirlerini süzerler. Esmer olan içinden;
-Ne kadar güzel bir kadın… Ne kadar güvenli bir duruşu var, asil, seçkin, parfümü büyüleyici. Arkasındaki adam neredeyse ensesine girecek!
Sarışın olan içinden;
-Ne kadar genç, duru.., Gözleri, kirpikleri bir içim su, makyaja bile ihtiyacı yok! Ben de böyleydim bir zamanlar!
Çantaları yanlarına geldiğinde eğilip çantalarını alırlar. Çantalarının aynı olduğunu fark edip birbirlerine gülümserler…
Duygu;
- Çantalarımız aynıymış.
Elvan;
– Evet, eşimin hediyesi!
Duygu;
-Benimki de sevgilimin hediyesi…
- Eğilip çantaları yere bırakırlar…
- Elvan
- -Çok hoş bir bayansınız biliyor musunuz?
Duygu:
- – Biliyor musunuz; ben de aynı şeyi sizin için düşünmüştüm
- Birlikte gülerler…
- Elvan:
-Aman ha erken evlenmeyin…
Duygu:
-Benim sevgilim evli… Tanıştığımızda evli olduğunu bilmiyordum. Öğrendiğimde ise ayrılmak için çok geçti, çok hoşlanmıştım ondan.
Elvan;
-Benim ki de evliydi biz tanıştığımızda. Aynı yollardan ben de geçtim yani. Zordur bilirim…
Duygu;
-Nasıl başardınız onu elde etmeyi?
Elvan ;
- Sakın ha sürekli üzerine düşmeyin, bırakın sürekli o sizi arasın. Aramadığında sitem etmeyin, gücenmeyin, gücenseniz bile göstermeyin. Ne demişler köprüyü geçene kadar… (Yine ikisi birlikte gülerler…)
Duygu:
- Harikasınız…
Elvan:
- Sonra hiçbir zaman söylenmeyin, onlar karılarının dırdırından korunacakları sakin bir liman ararlar.
Duygu:
- Sonra?
Elvan:
- Erkeklerin kendine güveni azdır, sürekli bir bebek gibi sevilmek, övülmek isterler… Ayrıca bize hiç benzemezler, sorunları olduğu zaman paylaşmak yerine çözene kadar mağaralarına kapanırlar. İstedikleri zaman çıkarlar. Biz zorlayamayız…
Duygu:
- Kadınlar Venüs’ten, erkekler Mars’tan değil mi?
( tekrar gülerler…)
Elvan :
-Aynen. ( biraz sesini alçaltarak) -Şimdi en vurucu kısmı; Her zaman bakımlı, işveli ve hazır görmek isterler sevgililerini…
Duygu: (tekrarlayarak)
- Her zaman bakımlı, işveli ve… sanırım bunu yapabilirim… ( Gülerler)
İki kadında çıkışa doğru yürümektedirler.
Duygu;
- Çok keyifli bir sohbetti… Teşekkür ederim…
Elvan;
- Benim de öyle canım, bol şans, kendine iyi bak!
(Çıkışta aslında sevgilisini karşılamaya gelen Tunç karısının da onunla birlikte yürüdüğünü fark edince şok olur, köşeye sıkışmıştır. Geriye doğru bir adım atar (mahvoldum şeklinde) . Bir karar vermesi gerekmektedir.)
Elvan ve Duygu aynı anda ;
- Tuuunçç !
Üçü birbirlerine bakarlar.
Duygu Elvana’ a mahcup bakarak;
- Kocanızı sevgilime benzettim, benimki henüz gelmemiş der. Arkasını döner, ağlayacak gibi olur.
Tunç sarışına doğru yürüyerek;
- Canım hoş geldin!
Elvan:
- Sen nereden öğrendin geleceğimi?
- Kekeleyerek asistanından canım. (Hala şaşkın bir sarışına bir esmere bakmaktadır.)
Tunç sarışına sarıldığı sırada esmer mahçup bakmaktadır.
Sarışın ve kocası çıkışa doğru yürürler. Sarışın hala bir ona, bir ona bakmaktadır. Bir şeyler sezmiştir, ancak belli etmez.
Esmer şaşkın, sahnede kala kalır.
(Sahnenin sonu Işık kararır)